ENDÜSTRİYEL ROBOTLAR
Ekonomik olarak gelişmiş olan
ülkelerin üretim sistemleri incelendiğinde otomasyon teknolojilerinin etkin bir
şekilde kullanıldığı görülmektedir. Otomasyon sisteminin önemli bir parçası
olan endüstriyel robot kolların önemi her geçen gün artmaktadır. Üretim
sistemlerini robot teknolojisi ile donatan ülkeler diğer ülkelere rekabet şansı
tanımamaktadırlar[1]. Ekonomik rekabet gücümüzü artırabilmek için, üretim sistemlerimizi
dünyada gelişmekte olan teknoloji ile donatmamız gerekmektedir. Üretim
sistemlerinde son zamanlarda yaygınlaşmaya başlayan robotların tanıtılıp
ülkemizdeki üretim sistemlerine adapte edilmesi gerekir.
Teknolojinin çok hızlı bir
şekilde gelişme kaydettiği günümüzde, teknolojinin getirmiş olduğu bu yenilikler
insan hayatının bir parçası olmuştur. Bu yeniliklerden insanları haberdar etme
ve yenilikleri insanlara sunma bir zorunluluk haline gelmiştir. Globalleşen
dünya da iletişimin çok artması insanları değişik dünya pazarlarına
yöneltmiştir. Artık kaliteli ürünü daha ucuza imal etmek rekabet piyasasında
bir zorunluluk olmuştur. Bu da ancak otomasyon teknolojisini kullanarak üretim
yapmakla mümkün olmaktadır [6].
Bu açıklamalardan sonra
endüstriyel robotun tanımını öğrenmek yerinde olacaktır. ISO TR 8373 tanımına
göre endüstriyel robot, üç veya daha fazla programlanabilir ekseni olan
otomatik kontrollü, programlanabilir, çok amaçlı, bir yerde sabit duran veya
tekerlekleri olan endüstriyel uygulamalarda kullanılan makinedir. Amerikan
Robot Enstitüsü ise robot tanımını, "programlanabilir, çok fonksiyonlu,
malzemeleri, parçaları, aletleri ve özel aygıtları taşıyabilir ve çeşitli
programlanmış fonksiyonları yaparak çeşitli görevleri yerine getirir"
şeklinde yapmaktadır.
Japonya'da ise robot, hafıza
aygıtı takılmış, rutin işleri yaparak insanın yerini alabilen, belirlenmiş
hareketleri otomatik olarak yerine getirebilen, gerekli ekipmanı tamamen
sağlanmış makine olarak tanımlanmaktadır.
Robotlar, bugün mevcut olan
otomasyon sistemlerinden sadece birini oluşturmalarına rağmen en esnek
otomasyon sistemi olma özelliğine sahiptirler. Robotun en büyük iki temel
özelliği; değişken olması, başka deyişle birçok değişik işi yapabilme ya da
aynı işi değişik yollarla yapabilmesi ve oto adaptasyon, başka deyişle
çevresiyle interaktif ilişkiler kurarak amacını kendi kendine
gerçekleştirebilmesidir. Bir operasyon dizisinde işlem sırası değiştirildiği
takdirde veya gerçekleştirilenlerden çok farklı yeni operasyonların yerine
getirilmesi istendiği zaman, robotlar yapılması gereken değişikliklere kolayca
ayak uydurulabilirler.
Yeniden programlanabilme yeteneği
bir robotun en önemli özelliklerinden biridir. Böylelikle belirli bir prosesin
gerçekleştirilmesinin ardından bu prosesten çok farklı yeni bir prosesin
gerçekleştirilmesi için geçecek hazırlık zamanı ve maliyetler minimuma
indirilmiş olur. Bu adaptasyon işlemi, sabit otomasyonda oldukça büyük
maliyetler getirebileceği gibi üretimin de önemli ölçüde aksamasına yol
açacaktır[1].
Robot, bir yere sabitlenmiş bir
koldan meydana gelir. Bu koldaki her uzuv birbirine eklemler vasıtasıyla
bağlanır. Robot kolunun ucunda robotun bileği vardır. Genelde robot bileği
yukarı-aşağı, sağa-sola ve dönme hareketi yapar, dolayısıyla üç serbestlik
derecesine sahiptir.
Robot kolundaki uzuvlar koordinat
sistemine göre değişiklik gösterir. Robot bileğine tutucu takılır. Tutuculara
örnek olarak çok parmaklı tutucular, vakum, manyetik aletler, görünüm ve
dokunma kabiliyetli olarak insan eline benzer tutucular gösterilebilir[3]. Bu
tutucular robota verilen göreve göre değişkenlik gösterir. Başka deyişle
robotlar, tutucu vasıtasıyla işe özelleşmiş olurlar. Bunlardan başka tutucu
vasfında olmasa da robot koluna bağlanan çeşitli aletler vardır. Robotun
yapacağı işe göre takılan bu aletler genelde sabit olup ayrıca işini yapabilmesi
için gerekli malzemeyi dışarıdan ek olarak alırlar. Bunlara örnek olarak
su-jetli kesme için alet olarak robotun ucuna takılan meme verilebilir. Gerekli
olan basınçlı su bir boru vasıtasıyla ayrı bir motorlu sistemden sağlanır. Ark
kaynağı, punta kaynağı v.b. işlemleri yapmak için robotun ucuna takılan aletler
de buna örnek olarak gösterilebilir.
1. ENDÜSTRİYEL
ROBOTLARIN TARİHÇESİ
18. YY.’da tekstil endüstrisinde
otomatik makinelerin kullanılmaya başlaması, robotlar bakımından teknoloji
alanında atılan ilk adımdır. Bu anlamda Jacquard’ın dokuma tezgâhını kontrolde
kullandığı delikli kart ilk adım olarak bilinmektedir[6].
20.YY. da ise kendi kendini kontrol eden ve ölçebilen programlanabilir makineler
icat edilmiştir. 1950’lerde otomasyonun, elektroniğin ve haberleşmenin
gelişmesi ile birlikte Robot teknolojisinde büyük gelişmeler yaşanmıştır[6].
Bunlardan ilk üretilen robot “Sammie” dir. Bu robot araştırma amacı ile insanın
değişik ortamlara nasıl uyum sağladığını anlayabilmek için tasarlanmıştır.
90 yıllara
gelindiğinde robotlar artık çok çeşitli alanlarda ve özellikle insanların
rahatlıkla yapamayacağı işleri kusursuz yaparak insanoğlu'nun yaşam sürecinde
yerlerini aldılar. İnsanoğlunun inemediği derin sularda araştırma yapabilen, hiçbir
mola vermeden yıllarca çalışabilen montaj robotları, cerrahların hata yapmasını
engelliyen hatta cerrahlık mesleğini ortadan kaldıracak kadar iddialı olan
ameliyat robotları, insan kolunun yerine takılabilen yapay kol bu gelişmelere
en iyi örneklerdir[6].
Fakat
asıl gelişme Sony firması tarafından evlerimize kadar sokulan robot köpek
"Aibo" olmalıdır. Yapılan robotta algılama karar verme ve de komut doğrultusunda
uygulama yetileri mevcut olmakla beraber geniş açılı bir hafıza ile sahibini tanımlama
kadar birçok özellik yer almaktadır.(1998)
Sonuç
olarak Robotik teknolojisindeki çalışmalar artık büyük oranda bilgisayar
teknolojisindeki gelişmelere dayanmaktadır. Robotik endüstrisi doğduğunda
bilgisayarlar mevcut olmasına rağmen 1970'lerin sonuna kadar boyutları
nedeniyle robot kontrolünde kullanmaya elverişli değildi. Bugün pazardaki tüm
robotlar bilgisayar kontrolü kullanılmaktadır. Fakat halen Robotik biliminin alanının
makine ve de bilgisayar bilimlerini kapsadığı kesindir[5].
Robotları endüstride ilk olarak
kullanan ülke Japonya’dır. İlk robot kullanma fikrinin ortaya atılması ile birlikte,
işsizlik oluşturacağı endişesi ile büyük tepkiler almıştır. Ama kullanılmaya
başlandıktan sonra kaygıların yersiz olduğu anlaşılmıştır. Robot kullanımı ile
birlikte birçok iş kolu türemiş ve işsizlik daha çok azalmıştır[4].
Bu gün robot kullanımı hayatımızın birçok alanına girmiş olup, özellikle insan
sağlığını aşırı derecede tehdit eden iş kollarında, yüksek ısı, titreşim,
kimyasal ve nükleer enerji ile çalışılan yerler vb. kullanımı çok daha
yaygındır [2].
2. ROBOT KULLANIMININ
AVANTAJLARI VE DEZ AVANTAJLARI
Endüstride robot kullanımının başlıca nedenleri aşağıda
görülebilir
1. İşçilik maliyetini azaltmak,
2. Tehlikeli ve riskli yerlerde çalışanların yerini almak,
3. Daha esnek bir üretim sistemi sağlamak,
4. Daha tutarlı bir kalite kontrol sağlamak,
5. Çıktı miktarını artırmak,
6. Vasıflı işçilik sıkıntısını karşılayabilmek,
7. Üç vardiya boyunca aralıksız çalışma kabiliyeti,
8. İnsana göre daha fazla yük kaldırma kabiliyeti,
9. İnsana göre daha çabuk sonuca ulaşma kabiliyeti,
10. Usandırıcı ve tekrarlı işlerde yeterlilik,
11. Tehlikeli ortamlarda çalışabilme kabiliyeti,
12. İnsan hatalarını elimine etme,
13. Kalite kontrol hatalarını minimuma indirme,
14. Kendini hızla amorti etme,
15. Yüksek hareket esnekliği,
16. Yüksek kar eldesi.
Yukarıdaki birçok faydalarının yanında şu sakıncaları
robotlar için söyleyebiliriz;
1. Düşünemez,
2. Vision System, ile yalnızca kendisine öğretilen cisimleri görebilir,
3. Programlanmadan çalışamaz,
4. Kendisine öğretilenleri yapabildiğinden hareketleri kısıtlıdır,
5. Yüksek yatırım maliyeti gerektirir,
6. Boşa geçen bakım ve onarım zamanları bulunmaktadır[2].
3. HAREKET
KABİLİYETLERİNE GÖRE ROBOTLARIN SINIFLANDIRILMASI
Robotlar çeşitli özelliklerine
göre sınıflandırılmaktadır. Koordinat sistemlerine göre, yetenek düzeylerine
göre, kontrol tipine göre, teknoloji seviyesine göre, enerji kaynaklarına
göre, yaptıkları işe göre ve Lert tarzı sınıflandırma en sık kullanılanlarıdır.
Ancak endüstride kullanılan robot
kollarını hareket kabiliyetlerine göre sınıflandırmak bu çalışma için yeterli
olacaktır. Robotlar, hareket kabiliyetlerine göre; kartezyen koordinatlı,
silindirik koordinatlı, SCARA, küresel koordinatlı ve eklemli kol olarak
sınıflandırılırlar[2].
Kartezyen koordinat sisteminde çalışan
bir robot kolunun çeşitli uzuvları birbirine göre dik kalmak üzere yer
değiştirirler. Robot, farklı uzuvların boyutlarıyla sıralanmış hacmin herhangi
bir bölümüne rahatlıkla ulaşabilir. Basit geometrisinden dolayı tutucunun
hareketi kolaydır. Uzuvlarının sadece birinin hareket etmesi gerektiğinden
diğer çeşitlere göre dikey hareketi çok kolaydır. Bir yere ulaşması için
hesaplanacak yol çok basit olarak bulunabilir. Bu tip robotlar, genellikle
yüksek yükleme kapasitesinin ihtiyaç olduğu ağır işlerde kullanılırlar.
Ulaşabildiği alan içerisinde çok iş bilen yetenekli robotlardır.

Silindirik koordinatlı
robotlar, bir temel yatağı
etrafında dönebilen ve diğer iki uzvu taşıyan ana bir desteğe sahip
robotlardır. Bu uzuvlardan biri düşeyde, diğeri radyal doğrultuda hareket
etmektedir. Silindirik koordinatlı robotlar, kaynağın ve hedefin aynı
doğrultuda olmadığı montaj işlerinde çoğunlukla kullanılırlar. Robotun dönüş
kabiliyeti çok yüksek olduğundan belirli bir doğrultuda olmayan işlerde
kartezyen koordinatlı robotlara göre çok hızlıdırlar.
Küresel koordinatlı robotlarda, kola ait
uzuvlardan biri doğrusal hareket yapabilecek, bunu destekleyen diğer uzuvlardan
biri temele dik olan eksen etrafında, diğeri de bu eksene dik ve temele paralel
bir eksen etrafında dönmektedir. Dikey hareket kolun açısal hareketiyle
tutucunun aşağı ve yukarıya çıkabileceği kadardır. Bu tip robotlar, cilalama,
transfer işlemlerinde, test ve kontrolde ağırlıklı olarak kullanılmaktadır.
SCARA robotlar, silindirik koordinatlı robotların
özel bir tipi olarak kabul edilebilir. Bu tip robotta, temel yatağı etrafında
dönen temele paralel kolunun ucunda aynı şekilde temele paralel dönen ikinci
bir uzuv vardır. SCARA robotlar, genelde hafif ve orta elektronik mekanik
montajında, parça test etmekte, malzeme taşımada, makine yüklenmesi ve
boşaltılmasında kullanılmaktadır. Maksimum 20 kg. taşıma kapasitesine
sahip olmasına karşın dikey, çok hızlı hareketi, çalışma hacmi içerisinde
istediği yere çok çabuk ulaşılabilmesini sağladığından özellikle montaj
işlerinde çok popülerdir.

Mafsallı robot kollar, İnsan kolunun hareketlerini taklit etmeye en
yakın robot koldur. Üretim sistemlerinde diğer kolların hareket
kabiliyetlerinin sınırlı olmasından dolayı mafsal sayısı genellikle 5 veya 6
adet olan robot kollara ihtiyaç duyulmuştur. Bu tip robot kollarda her mafsal
ayrı ayrı kontrol edilebilen servo motorlardan oluşmaktadır. Mafsallarda
bulunan motorlar 12–24 V. gerilim ile beslenmektedir. Hareket esneklikleri en
yüksek olan robot kollardır. Kol üzerinde bulunan her eklem yeri şekil 5’de görüldüğü
gibi X,Y,Z eksenlerinde üç boyutlu hareket yapabilmektedir. Çalışma alanı
içerisinde tanımlanan bir noktaya en kısa yoldan ve kısa zamanda ulaşım imkânı
tanımaktadır. Robotun hedef pozisyonlara yaklaşımı mafsal hareketi veya
doğrusal X,Y,Z, koordinatları doğrultusunda hareket ederek gerçekleşmektedir.
Diğer robot türlerine göre karmaşık bir yapıya sahip olup, programlanması da
diğerlerine göre zordur.
Her mafsal şekil 6’da görüldüğü
gibi program içersinden sınırlandırılan belirlenmiş bir alan içersinde hareket
edebilmektedir. Bu da robotun güvenli bir çalışma ortamı ve alan içerisinde
bulunan diğer parçalara çarparak zarar vermesini önlemekte ve hedef noktaya,
robotun daha kısa zamanda ulaşmasını sağlamaktadır.
Yapılacak uygulamanın niteliğine göre robot kolun eksen sayısı tercihi
yapılmalıdır. Daha basit işlemlerin uygulanmasında 3 eksenli robot kol yeterli
gelmekte iken daha karmaşık ve çok fonksiyonlu bir uygulama işleminde 3 eksenli
robot kol yeterli olmamaktadır. Uygulanan işlemler karmaşıklaştıkça mafsal
sayısının artması gerekmektedir. Mafsal sayısının artması robotun hareket serbestliğini
artırmaktadır.
4. ROBOT TAHRİK SİSTEMLERİ
Günümüzdeki modern yapıya ulaşmış
robotlarda tahrik sistemi olarak genellikle AC servo motorlar kullanılırken,
sanayide kullanılan birçok robot kolda, farklı tahrik sistemleri
kullanılmaktadır[5].
4.1 Pnömatik
Birçok endüstriyel robotta tahrik
sistemi olarak kullanılmakta olup, maliyetleri oldukça düşüktür. Ancak kontrolleri
oldukça karmaşıktır. Basit yapılı robotlarda eksen hareketlerinin tahrikinde
kullanılırken, gelişmiş robotların tutucu kısımlarının tahrik edilmesinde
yaygın olarak kullanılmaktadır. Hemen hemen bütün fabrikalarda basınçlı havanın
bulunması kullanımını yaygınlaştırmaktadır.
4.2 Hidrolik
İlk zamanlarda çok kullanılan bir
tahrik sistemi olmasına rağmen bazı vazgeçilemeyen alanlar dışında yerini diğer
tahrik yöntemlerine bırakmaktadır. Büyük güçlü robotlarda yaygın olarak
kullanılmaktadır. Çünkü hidrolik olarak elde edilen tahrik gücünü diğerlerinde
elde etmemiz mümkün değildir. Dezavantajları yavaş çalışmaları ve bulundukları
ortamı yağ sızdırmalarından dolayı kirletmeleridir.
4.3 Elektrik
DC Servo Motorlar: Pozisyon ve hız kontrolünün geniş ölçülerde ve
kolay yapılabildiği motorlar olduğu için kullanılmaktadırlar. Bakım masrafları
ve kurulum masrafı diğerlerine göre çok daha fazladır. Bu sakıncalardan dolayı
yerini giderek diğer elektrik motorlarına bırakmaktadır.
AC Servo Motor: Elektronik kontrolün
gelişmesi ile birlikte bu motorlarda hız ve konum kontrolünde büyük ilerlemeler
kaydedilmesi sonucu dc servo motorların yerini almaktadırlar. Dc Servo
motorlara göre daha ucuzdurlar, bakıma az ihtiyaç duyarlar ve sessiz çalışma
özellikleri vardır.
Step Motor: Diğer motorlara göre sürücü ünitelerinin ucuz
olmasından dolayı tercih edilirler. Diğer motorlara göre konum kontrolünde daha
hassas kontrol sağlama olanağı vardır. Daha çok robot tutucularında kullanımı
yaygındır.
5. ROBOT PROGRAMLAMA
Robotların programlanmasında iki
yöntem kullanılmaktadır. Bunlar öğretim yöntemi ve bir ara yüz programı ile programlamaktır.
Basit yapılı robotların programlanması ara yüz programı ile yapılırken gelişmiş
robotlar da uygulanabilen öğretim yöntemi programcıya büyük kolaylık
sağlamaktadır[4].
5.1 Öğretim Yöntemi
Öğretim kutusu sayesinde robot
istenilen noktaya hareket ettirilip bu pozisyonlar hafızaya alınabilir. Ayrıca
öğretim kutusu üzerindeki menüler kullanılarak robot programlanabilir bilgisayarın
bulunmadığı yerlerde robotun programlanması ve bütün işlevleri öğretim kutusu
kontrolü ile sağlanır. Özellikle pozisyonların belirlenmesi işleminde büyük
kolaylık sağlamaktadır. Parça hangi pozisyondan alınacak veya bırakılacak ise
bu pozisyonlara gelip pozisyonun koordinatları direk olarak hafızaya alınır ve
program içerisinde kullanılabilir. Ayrıca robot kola ait bütün set değerleri
öğretim kutusu üzerinden yapılmaktadır. Robot ile kullanıcı arasındaki
iletişimi sağlayarak kontrolü kolaylaştırmaktadır.
5.2 Ara Yüz Programı İle Programlama
Robotun kendine ait olan bir ara yüz programı ile robotun
gerçekleştireceği işlem bilgisayar vasıtası ile programlanır ve robota
yüklenir. Her firmanın geliştirmiş olduğu bir ara yüz programı bulunmaktadır.
Bu programlarda kullanılan komutlar her marka robot için farklı olmaktadır.
Robotun çalışma alanı içindeki hareket şekli, hızı, pozisyon belirleme
işlemleri ara yüz programından gerçekleştirilebilir. Genel olarak bir robotun
programlanması için izlenecek akış diyagramı bir sonraki sayfada verilmektedir.
6. ROBOT KULLANIM NEDENLERİ
Günümüzde robot, değişen iş
şartlarına göre insanlar tarafından tekrardan programlanabilen hareketler
yardımıyla az bir maliyetle kendisini yeni şartlara uydurabilen çok fonksiyonlu
bir cihaz anlamına gelmektedir. Endüstriyel, askeri, sağlık, eğitim, araştırma
alanlarında, ayrıca şov veya promosyon, kişisel ve hobi amaçlı olarak
robotların kullanımı mümkün olmaktadır.
Robot, genelde bir insanın
yapacağı işleri yapmak için programlanır. Isaac Asimov'a göre bir robot;
- İnsana
zarar veremez ya da sonuçta insanın zarar görmesine sebebiyet verecek bir
hareket içerisine giremez.
- Birinci
koşula uymak şartıyla mutlaka insan emrini yerine getirir.
- Bu
iki koşula uymak kaydıyla kendisini, meydana gelebilecek bir zarara karşı
korur.
Günümüzde endüstriyel alandaki
robotlar, insan işçilerin sıkıcı, kötü, tehlikeli veya çok ince
görülmesi gereken işlerde yerini almak üzere tasarımlanmaktadırlar. Yaptıkları
hareketlerde insan hareketlerini taklit etmektedirler, fakat insanın düşünce ve
hareket tarzını kopyalayamazlar. Bazen insanların sahip olmadıkları metotlar ve
özellikler yardımıyla bir insanın gösterebileceği performansın üzerine çıkarlar.
Örneğin bir robot kızılötesi ve ultrasonik sensörler kullanabilir ve görüşü
insandan daha iyi düzeyde olabilir. Göz olarak kullandığı sensörleri
insandakinden farklı yerlerde, örneğin parmağında olabilir, böylelikle insanın
göremediği şeyleri görebilir ve daha titiz bir çalışma yapabilir. İnsanların
çalışamadıkları koşullar altında elektromanyetik özelliklere, özel
tutma-kavrama cihazlarına ve değinilen tüm diğer özelliklere sahip bir robot
rahatlıkla çalışabilir, çoğu zaman da daha ucuza daha iyi performans
gösterebilir[3].
O halde üretim alanlarında
birbiriyle bütünleşik üç olgu vardır: insan, robot ve otomasyon. Ne zaman bir
işi yapmak üzere bir insanı veya bir robotu görevlendirmeli ya da otomasyon
kullanılmalıdır? Bu sorunun cevabı bir kaç noktada gizlidir: Yapılacak iş pis,
tehlikeli, zor veya ağır, kasvetli bir iş midir? Eğer öyleyse insan işçi bu işi
uzunca bir süre aynı performansta yapamayacaktır. Bu durumda işi otomasyona
veya robot işgücüne devretmek daha uygun olacaktır.
Bir diğer önemli soru; bu işi
insanların yapmaya gönüllü olup olmadıklarıdır. Çünkü insan bir
çeşit en esnek makinedir. Çok değişik koşullara uyum sağlama
becerisi vardır. Eğer bir iş insan tarafından yapılabilecekse, insan tarafından
yapılması daha iyidir, fakat eğer iş zor ve çok tekrarlı bir işse
insanlar bu işi yapmaya gönüllü olmayacaklardır ve işi robot işgücü yardımıyla
halletmek daha mantıklı olacaktır[2].
Aşağıda verilenler robotun insan yerine tercih edilme
sebeplerinden bazılarına gösterge olmaktadır.
- Emek maliyetlerinin yüksek olduğu ülkelerde robot
sayısının artmasındaki en önemli unsurlardan biri üretim maliyetlerinin
robot kullanımıyla düşürülmesidir. Sosyal, sağlık ve emeklilik gibi
yardımların da göz önüne alınmasıyla ortaya çıkan maliyet robot için
harcanan paranın 3-4 katını bulabilmektedir. Ancak, emeğin ucuz olduğu
ülkelerde tam tersi bir durum ortaya çıkmaktadır.
- İşçilerin görevde olduğu sürecin % 15-20'lik bir
bölümü ortaya çıkan yorgunluğun giderilmesi ve diğer ihtiyaçların
karşılanması için geçer. Bu süre robotlarda % 2'yi geçmemektedir.
- Robotlarda yorgunluk ve dikkat kaybı söz konusu
olmadığından hatalı imalat sayısı insanın neden olduğu hatalı imalat
sayısına göre neredeyse 0'dır. Böylece hatalı imalatın üretim
maliyetindeki payı çok düşük kalır.
- Robotun insanlar gibi haftalık 40 saat çalışma
süresi kısıdı yoktur. Tüm hafta gece gündüz çalışabilir. Dolayısıyla
insanlar bir işte vardiyalar halinde çalışıp sürekli değişim olurken o
işte aynı robot devamlı çalışmaktadır. Bu yönüyle de birim üretim maliyeti
çok düşmektedir.
- Robotlar bazı işlerde insanlara kıyasla çok daha
hızlı çalışırlar. Örneğin bir ark kaynağı robotu dakikada 75 cm. kaynak
yapabilirken ortalama bir kaynak ustası dakikada ancak 25 cm. kaynak yapabilir.
Hacimlerin ve ekipmanların daha etkin kullanımı ile belirli bir program
dâhilinde üretkenlik artmaktadır.
- Robotların pozisyonlama yeteneği insana göre daha
yüksektir. Robot ile gerçekleştirilen bir kaynak dikişi genellikle
taşlanmaya ihtiyaç duymaz ve robot ile üretilen parçalar insanın
ürettiklerinden daha iyi toleranslara sahiptirler. Bazen operasyon hızının
yüksek olması kaliteyi artırabilir. Örneğin ince parçaların kaynağının
hızlı yapılması ısı yayılımını önleyerek parçalardaki çarpılmaların
azalmasını sağlayacaktır. Ayrıca hızın kontrol edilmesiyle homojen bir
kaynak dikişi elde edilecektir.
- Sıcak dövme preslerinde tezgâh yüklenmesi ve
boşaltılması robotların ilk uygulama alanlarından biri olmuştur. Yüksek
sıcaklıktaki dövme esnasında parça belirli bir konumda tutulmalıdır. Önceleri
bu işi, iki kişi uzun maşalar vasıtasıyla yaparken robot uygulanmasıyla
tutma işi tutucu yardımıyla robot tarafından yapılmaya başlanmıştır.
Böylece daha büyük hızlara ulaşılırken çalışanlar da sıcak parça ve
kıvılcım sıçrama tehlikesinden uzaklaştırılmış olurlar. Daha iyi bir
konumlamayla da ürün kalitesi artırılmış olur.
- Bazı boyama işlerinde asit boyalar kullanılır ve bu
boyalar da boyama görevlisinin sağlığı açısından çok tehlikelidir.
Personelin sızdırmaz giysileri ve başlıklarla çalışmaları gerekir. Takılan
başlıklara sürekli hava beslemesi gerekir. Bu koşullar altında çalışmak
verimsiz ve yorucudur. Oysa aynı iş ortamında bulunan ve daha önceden
programlanmış hareketleri yapan bir robot vasıtasıyla daha hızlı olarak
daha yüksek kalitede gerçekleştirilebilir.
- Her idarecinin birbirleriyle sürekli rekabet eden
ve her söyleneni yapan çalışanları tercih edeceği aşikârdır. Aslında böyle
bir durum her idarecinin hayalidir. Bazıları bir robot sistemi oluşturarak
ve diğer ekipmanları da bu sisteme uydurarak bu hayali gerçekleştirmeye
başlamışlardır. Yapılacak işlemler çok hassas biçimde programlanabilir ve
malzemeler robot iş hücrelerine bilgisayar kontrolü altında
ulaştırılabilir.
- Robotlar, önceden programlanmış hareketleri büyük
bir doğrulukla gerçekleştirdikleri gibi ne yapıldığını da büyük bir
doğrulukla kaydedebilirler. Bu kayıtlar programlama, planlama ve kontrol
işlemlerinin iyileştirilmesinde önemli bilgileri teşkil eder.
- Robotlar, yeniden programlanma hatalarının
düzeltilmesi işleminin basitliği dolayısıyla değişik işlere adaptasyonda
önemli güçlük doğurmazlar ve işlemler uzun süreli üretim durmasına neden
olmaz. Oysa sabit otomasyonda değişiklik yapmak, uzun süreli üretim
aksamalarına neden olmaktadır.
- Çeşitli uygulama durumlarında yeniden programlanabilme
yeteneği, tutucunun değiştirilebilme özelliği, sistem ömrünü uzatır. Sabit
otomasyon sistemlerinde değişiklik yapmak önemli bir harcamayı gerektirir
ki bu harcama zaman zaman sistemin yeniden oluşturulma maliyetine yakın
olabilir.
Robot işgücü ve insan arasında
tercih yapılırken maliyetler de mutlak olarak göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuçta robotlarında makineden bir farkı yoktur. Çalışma alanının maksimum
kullanımı, robot parkını kurmak için gerekli yatırım, diğer maliyetler işletme
açısından hayati önem taşırlar. Yatırımın geri dönüş süresi de göz ardı
edilmemesi gereken bir konudur.
7. SEKTÖRLERE GÖRE
DEĞERLENDİRME
Aşağıda verilen şekilden
izlenebileceği gibi ülkemizde bulunan robotların %31,7'sini otomotiv sektörü
kullanmaktadır. Yurt dışında olduğu gibi ülkemizde de robot kullanımı otomotiv
sektöründe daha yoğundur. Otomotiv yan sanayisinde ise bu oran %22,3'tür. İki
sektör birlikte dikkate alındığında ise %54 gibi bir oran ortaya çıkmaktadır ki
bu da ülkemizdeki robotların yarıdan fazlasını otomotiv ve alt sanayilerin
kullandığı anlamına gelmektedir. Otomotiv endüstrisinin yüksek teknoloji ile
üretim yapması bu orana sebep olarak gösterilebilir.
Cam ve seramik sektörleri ise
%22,8 gibi yüksek bir robot kullanım oranına sahip gözükmektedir. Bu oranın
oldukça iyi olması toprak sanayisinde sektörün gelişmiş olması, büyük ve güçlü
şirketlerin var olmasından dolayıdır.
Beyaz eşya sektörü ise %12,5'lik
bir kullanım oranına sahiptir. Bu oran çok kötü kabul edilemeyecek ümit verici
bir orandır. Kalan %10'luk payı ise ayakkabı, tekstil, gıda, lastik sanayileri
ve üniversiteler almaktadır. Bu sektörlerin ve burada ismi verilmeyen diğer
sektörlerin payının çok küçük olması ise robottan faydalanmayı düşünmedikleri,
robot kullanım olanaklarının az olması, otomatize edilmiş makineleri ağırlıklı
olarak kullansalar dahi tam otomasyon kurmuş olmamaları, genellikle kesikli
üretim yerine sürekli üretim yapmalarının robotsuz olarak otomasyonu büyük
ölçüde sağlamasından dolayı robota gerek duymamalarından kaynaklanmaktadır.
8. KULLANIM ALANLARINA GÖRE
DEĞERLENDİRME
Tespit edilen 224 adet robotun en
çok yaptıkları iş %19,6 ile punta kaynağı olmaktadır. Bunu % 18,3 ile malzeme
taşıma ve otomasyonu sağlama izlemektedir. Paketlemede robotların %14,3'ü, ark
kaynağında ise %9,4'ü çalıştırılmaktadır. Bunları %7,2 ile yapıştırma ve macun
çekme, %6,7 ile zımpara, polisaj, sırlama, çapak alma, %5,3 ile boyama işleri
takip etmektedir.
Robotlar daha küçük oranlarda su
jeti ile kesme, gaz ile kesme, montaj, malzeme depolama, eğitim v.b. gibi
faaliyetler için kullanılmaktadır. Burada en çok dikkati çeken, ülkemizde
montaj işlerinde kullanılan robotların toplama oranının sadece %1,8 olmasıdır
ki bu oran Japonya'da % 44 ve batı Avrupa ülkelerinde ise %5-15 arasında
değişmektedir.
Ülkemizde robotlara beyaz eşya
gibi kaba işlerde montaj işlemleri için fazla görev verilmemesi işçilik
ücretlerinin düşük olması ve montaj işlerinde fazla hassasiyetin aranmamasından
kaynaklanmaktadır. Ayrıca elektronik sektörünün gelişmemiş olmasından dolayı da
bu işte kullanılan robot oranını düşürmektedir.
Robot kullanan firmalar robot tercih nedenleri olarak kaliteli üretim,
hızlı üretim, düşük maliyet, iyi çalışma koşulları, v.b. gibi sebepler
göstermişler ve bunları sıralamışlardır. Elde edilen bilgilere göre kaliteli
üretimi birinci sırada tercih etme %39 oranındadır. Hızlı üretim robot
kullanımı tercihinde %55 oranla ikincil bir sebep olarak gösterilmiştir.
Üçüncül sebep olarak ise düşük maliyetli üretim %44 oranındadır.
9. SONUÇ
Ülkemizde işçilik, sanayileşmiş
ülkelere göre çok düşük olmasına rağmen büyük sanayi kuruluşlarımızın yoğun
olarak, orta ölçekli olanların ise yavaş yavaş robot kullanmaya başladığı
gözlenmektedir şeklinde iyimser bir tablo çizebilmemize rağmen, sanayileşmiş
ülkelerle karşılaştırdığımızda da görmekteyiz ki kullandığımız robotlar
sembolik denecek kadar azdır. Ülkemizde bir otomobil üretim firmasında 15-20
adet robot kullanırken sanayileşmiş ülkelerdeki on katı üretim kapasitesine
sahip firmalarda 1500-2500 adet robotun kullanıldığı görülmektedir. Nüfus
olarak, milli gelir olarak dünyanın %1'i kadar olan ülkemiz, robot nüfusu
olarak dünya robot nüfusunun binde biri nispetindedir. Bu oranın azlığı,
sanayileşmiş ülkelerde çok fazla robot kullanılmasından ve az gelişmiş
ülkelerde de neredeyse hiç robot kullanılmamasından kaynaklanmaktadır.
Kullanıcılar tarafından verilen
yanıtlar değerlendirildiğinde anket kapsamında olmak koşuluyla Türkiye'de
kullanılan robotların ortalama yaşlarının 4 yıl olduğu tespit edilmiştir. Bu da
Türkiye'de robot kullanımının fazla eski tarihlere dayanmadığını
göstermektedir.
Ülkemizdeki robotların kullanım
alanlarına baktığımızda ise daha çok hassasiyetin ve kalitenin önem taşıdığı ve
robotun hızlı olmasından dolayı üretkenliğin arttığı işlerde robot kullanıldığı
görülmektedir. Kısaca insanın başarması güç olan işlerde robot kullanılmakta ve
tercih edilmektedir. Dolayısıyla robotun tercih edilmesi durumunda fayda
sağlayacak birçok işte de insan gücü alternatifi seçilerek robot
kullanılmamaktadır.
Ülkemizde robotun yaygın olarak
kullanılmamasının sebebi olarak uygun ücret ile işgücü bulunabilmesini
gösterebileceğimiz gibi sermaye potansiyelimizin azlığını da gösterebiliriz.
Bir robot için aksamına göre 100 000 US$ ile 600 000 US$ arasında yatırım
gerekmektedir. Firmalar bu kadar yatırımı yapmaktansa işçi
çalıştırarak ödemeleri zamana yaymayı ve ellerindeki imkânları daha basit
yapılı makineler almak yoluyla kullanmayı tercih etmektedirler.
Kaynaklar
1) Critchlow, A.J.
Introduction to Robotics, McMillian Publishing Co. NewYork, 1985
2) Fuller, J.L.
Robotics Introduction, Programming and Projects, McMillian Publishing Co. New
York, 1991
3) Spitheri, C.J.
Robotics Technology, Saunders College Publishing, A Division of Holt, Rinehart
and Winston Inc., 1989
4) World Industrial
Robot 1997, Statistic, Analysis, Forecasts 2000, United Nations &
International Robotic Federation, NewYork, 1997.
5) James w. Masterson, Robert L, Towers, Stephan w.Fardo,
"Robotics Technology", Publisher: The Goodheard-willcox Company,
Incor. Tinley park, Illions, USA, 1999
6)
Shiman Y.Nof. "Handbook of Industrial Robottics", USA, 1999